*İ*N*C*İ*T*A*N*E*M* ¬=椺²°`DJ SHEYTAN & L@LeZ@R`°²º¤æ=¬-




*S*!*T*E*Y*E* *H*O*S*G*E*L*D*!*N*!*Z* ♣ SESLİ VE KAMERALI CHAT S!TEM!Z ACILMISTIR '' WwW.SeSLiGeNCLiK.CoM '' ♣

Dj SheytaN'La aşka dair herşey...
Oº°‘¨aSLı'nın MeNü'Sü¨‘°ºO
Oº°‘¨KaTeGoRiLeR'iM¨‘°ºO
Oº°‘¨MessageS¨‘°ºO
Oº°‘¨SoN YaZıLaR'ıM¨‘°ºO
Türkçe - Ingilizce Sözlük
ç - ý - ð - ö - þ - ü
Kelime:
Google

<- :: ♥Sonraki Sayfa♥ ->

31/1/2009

Müthiş Bir AŞK Yazısı (Okurken GözLeriniz DoLaCaK!!!)

 
Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları yazarken
gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana göre değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman hep ağladım.Yine ağlıyorum...
Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak istiyorum.
Lütfen;
bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen yazılı satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar
neleri yaşarmış diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak babamın tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum,
okulumu bir köy okulunda okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı yaptırdı babam okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna.
Beni bir sınıfa verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya oturmak istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece
oraya oturdum.Hayatımı adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi Altınay idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.
                            
 
Masmavi gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı
silmesi beni o minik yaşımda ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe onsuz tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara
gidip ders çalışıyor, yada o bize geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha o yaşta vermişti bana.İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada bitirdik.
Hep onunla hep ona biraz daha alışarak.
Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize rica ettik ve bizi aynı
okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı sıraya oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık. Yine aynı
sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki onsuz hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha çok
seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü ortaokul yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye
geçtiğimiz sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı evde kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah'ım o karar
 bize iletildiğinde dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.
фото | Dimoch | Наталья
Aynı duyguları o da paylaşıyordu ve bunu fareden ailelerimiz
okul bittiğinde evlendirelim diye karar almışlardı bile.
Ona tapıyordum artık.
Haşa Allah'a şirk koşar gibi günah işlercesine seviyordum.
İlk elini tuttuğumda sakın bir daha bırakma demiştim.
Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne !
eğmiş,gülümsemiş ve elimi sıkı sıkı kavramıştı.
Artık her gün elele tutuşup okula gidiyor okuldan çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir elleri terler ve her
terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek gülümser ve
hızla elini avucuma sokuştururdu.
Her şey harikaydı,dünya cennet gibiydi gözümüzde.
Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.
Nihayet liseyi debitirmek üzereydik.
karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç kırığımız yoktu.
Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için
bir cafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.
Okulun az ilerisinden geçen bir çakıl yol vardı.
Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı.
O yolun benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol oynayacağını bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu
yürümemek için. Eli yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört adım atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.
Çünkü hem elimi bırakmış,hem de geride kalmıştı.
Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin altında kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu.
ne yapacağımı bilemedim üzerine kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir
tavuk gibi çırpınıyordu.Suratına bir taş parçası bıçak gibi saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı
yoktu.Hırlıyordu bana bir şeyler demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler demeye çalışıyordu.
Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir taş suratına saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit büyüklüğünde bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.
Donuk donuk hiç konuşamadan yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım başını göğsüme dayadı ve elimi
sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize damlıyordu.
Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse arabaya almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni seviyorum,beni bırakma,dayan demekten başka
bir şey yapamıyordum.
             
İki dakikalık bir çırpınıştan sonra kucağımda öldü.
Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme döndü.
Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.
Kendime olan güvenimi yitirdim.
Artık kimseyi sevemem,
kimsede beni sevemez korkusundan kurtaramıyorum kendimi.
Bitkisel hayatta gibiyim.
Tek elimde kalan bu net.bu net aracılığıyla sizinle paylaşmak istedim.
Yitiren,ya da ben yitirenle paylaşmak isteyen herkese elleri terlese bile
ellerimi bırakmamaları şartıyla elimi uzattım.
Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız olun ama elimi bırakmayın.
Size sesleniyorum, elimi bırakmayın
lütfen...


Alintidir..

8/10/2008

ŞehitLeR öLmez Vatan BöLünMeZ !!! Hepimizin başı SağoLsun...

 





7 KURŞUNLA ISTIKLAL MARŞI


Casper_m (2252)


Güneydoğu’nun küçük bir ilçesinde görev yapan hakim, ilçe dışındaki
Lojmanından görünen karakolun bir gecesini şöyle anlatır:


"Lojmanımızın balkonundan o karakol görünürdü. Yaklaşık bir aydır her İstihbarat kaynağından karakolun basılacağı haberi geliyordu. Üstelik Baskının şimdiye kadar yapılanlardan çok daha büyük olacağı söyleniyordu.


Yakın birliklerden timler getirildi, karakolun etrafına mayınlar döşendi, ağır silahlarla takviyeler yapıldı ve baskın beklenmeye başlandı. "En son gelen istihbaratta baskının saati ve baskına katılacak terörist sayısı bile veriliyordu. 22:10,. Karakol o gün basılmadı."Bir gün sonra, bildirilen saatte cehennem başladı. Balkonumuzdan izlediğim dehşet dolu manzarada, daire haline gelmiş teröristlerin, dairenin ortasına, gecenin karanlığında ateşleri parıldayan silahları ateşlediklerini görüyordum. Karakolun, havan ve roket mermilerinin patladığı yerde olduğunu biliyorduk.


Tam anlamıyla çember içine almışlardı. Lojmandan ayrılıp doğruca jandarmanın binasına gittik. Karakolun merkezi, telsizle, sürekli timlerden durumlarını bildirmelerini istiyor; dış emniyette bulunan timler de bu çağrılara cevap veriyor, havan ve uçaksavar ateşi istedikleri yerleri de tarif ediyorlardı.


"Bir süre sonra telsiz konuşmaları, timlerden birinin üzerine yoğunlaştı. Timden bir türlü cevap alınamıyordu. Üst üste, defalarca çağrı yapılıyor ancak bir türlü timle irtibata geçilemiyordu. Konuşmaları takip eden askerler timden ümitlerini kesmişlerdi. Ama bir yandan da çağrılar devam ediyordu. Bir saat kadar sonra, telsizden bitkin bir ses duyuldu:


"Yaralılarım var, yaralılarımı alın." Tüylerimiz diken diken olmuştu. Hemen cevap verildi. "Tamam, Suat 3, sakin olun, az sonra birlik çıkacak. "İlk yaralı haberi, bu saatlerdir aranan timden gelmişti. Tim komutanı konuşurken arkadan silah sesleri duyuluyordu.


Herkes bu sözler üzerine yorum yapıyordu. Telsizin başındaki tim komutanlarından biri, bu timde şehit olduğundan emindi. Merkezden tekrar çağrı yapıldı. "Suat 3, irtibatı kesme. Sakin olun!" Cevapta bir değişiklik olmadı:


"Yaralılarım var. Kan kaybediyorlar. Yaralılarımı alın!" "Ve tam bir buçuk saat, beser dakika arayla Suat 3 kodlu timle muhabere aynen bu sözlerle sürdü : "Yaralılarımı alın" , "Sakin olun, geliyoruz.


"Hepimiz o time kimsenin yardıma gidemeyeceğini çok iyi biliyorduk. Karakola düşen mermi sayısında azalma olmuyor, aksine, takviye alan teröristler baskının şiddetini gittikçe arttırıyorlardı. Kimsenin, değil karakolun dışına çıkmak, mevzi değiştirebilecek fırsatı dahi olmadığı apaçıktı. "Bir süre sonra, Suat 3'ün telsizinden hırs dolu kelimelerini işittik:


"Hemen gelip yaralılarımı almazsanız, karakola dönüp bölüğü tarayacağım. "Hepimiz sok olmuştuk. Hemen tabur komutanı devreye girdi. Hemen hemen Aynı sözcüklerle tim komutanına sakin olma çağrısı yaptı. Ama işe yaramıyordu. Tim komutanı "Yaralılarımı alın!" dışında başka bir şey demiyordu. Tabur komutanının da telsizi bırakmasıyla, bir saat kadar daha tim komutanından ses çıkmadı. Birer dakika arayla yapılan yoğun çağrılara cevap vermedi. Hepimiz tim komutanının da şehit olduğunu düşünüyorduk.


İçim burkuluyor, başım dönüyor, tanık olduğum bu anlardan nefret ediyordum. Telsizin başına tim komutanının okuldan devre arkadaşı geldi. Son bir ümitle eline mi telefonu alıp, cevap beklemeden, telsizin kodlarını da kullanmadan, konuşmaya başladı: "Devrem ben Hüseyin. Geçmiş olsun devrem.


Biraz daha dayan olur mu? Bak destek timleri yola çıktı. Sana doğru geliyorlar. Devrem aman pes etme olur mu?" "Telsizin mandalını bırakıp beklemeye başladı. Hepimiz Motorola marka, duvara monteli telsiz cihazının hoparlör kısmına gözlerimizi dikmiş bekliyorduk. Ve konuştu : "Devrem, bölük komutanı nerde?" Hepimiz derin bir "Oh!" çektik. Telsizden, "İzinde devrem" yanıtı verildi. Suat 3, artik tükenen bir sesle konuşmayı sürdürdü: "Ne olur yaralılarımı alın. Bende yaralıyım. "O ana kadar kendisinin de yaralı olduğunu söylememişti.


Hepimiz donup kalmıştık. Telsizin başındaki devre arkadaşı da bu sözü üzerine mi telefonu fırlattı ve odadan çıktı. Ben kapının hemen esiğinde ayakta duruyor, duyduklarım ve gördüklerimle bir tarihe tanıklık ettiğimi düşünüyordum. "Ben de yaralıyım" dan sonra yine ses kesildi. Sabaha kadar hiç konuşmadı Yüzlerce kez yapılan çağrılara cevap vermedi.


Artık onun şehit olduğuna ben de inanmıştım. "Gün ağarırken hepimiz yorgun düşmüş, telsizden yapılan "Suat 3, Konuşan Suat, Cevap ver!"çağrısından bıkmış halde bir kösede yığılmışken, birden telsizin mandalina basıldığını fark ettik. Telsizden silah sesleri geliyordu. Ve on on beş saniye sonra hayatım boyunca unutamayacağım bir İstiklal Marşı dinlemeye başladım. Mandala sürekli basıldığı için bütün telsizlerin konuşma imkanı durmuştu. "Çatışmanın altında yaralı bir tim komutanının, makamıyla söylediği İstiklal Marsı’nı dinliyordum. Gözlerim dolmuştu. O ana kadar duyduğum en güzel İstiklal Marşıydı.


Birinci dörtlüğü bitirdi. İkinci dörtlükte sesi çatallaştı. Kelimeler uzadı. Ama marşı söylemeyi bırakmadı. Bozuk bir ses tonuyla, kendini zorlayarak okumaya devam etti. Marşı bitirdiğinde, ben de bitmiştim.


Hemen orayı terk ettim."
Bir daha onun sesini hiç duymadım.

Toplam 22 şehidin verildiği o baskın gecesinde, vücuduna saplanmış 7 merminin acısıyla söylediği İstiklal Marşı’nı ruhuma isleten tim komutanının ölmediğine ise hala inanamıyorum."Hakimin anıları burada sona eriyor. İşte benim Türk subayından anladığım budur. Vücudunda yedi mermi olduğu halde makamı ile istiklal Marşı söyleyen adamdır.



Okuyun Arkadaşlar ve bu VATAN için kanlarını akıtan Kahramanlarımızla övünün, gururlanın...


Dj SheytaN...

7/10/2008

ÖLÜM BİR YOK OLUŞ DEGİL... Kurşun Yerim Laf Yemem...

Geri sayım sen doğduğunda başladı !

Eğer (9) canlı bile olsaydın en fazla (8) kez kaçabilirdin Ölümden !

Bil ki (7) Düvele sultan dahi olsan yerin (6) Mekan olacak sana.

En fazla (5) Metre kumaş götürebileceksin! Kapatacaksın (4) açsanda gözlerini!

Bu (3) günlük fani dünyada Azraile (2) kat yalvarsanda nafile Ecel geldiğinde (1)gün öleceksin !

İşte,o an herşey (0)dan başlayacak.Çünkü,ÖLÜM BİR YOK OLUŞ DEGİL...


…HaKsiZLiGa GeLeMeM…

…HaTiR GöNüL DiNLeMeM…

…BeN BaBaMiN YoLCuSuYuM…

KuRSuN YeRiM LaF YeMeM…

29/6/2008

Kan Damlıyor Mürekkebimden...




Sana ve aşka inat yine aldım kalemi elime. Kan damlıyor mürekkebimden, umrumda mı? Yüreğimi kanatma da…


Ruhum bedenime dar geliyor bu aralar, boğuluyorum bu küçücük kafeste. Fikir ufkum daha bir genişledi sanki, beynimin duvarına çarpıyor artık düşünceler. Kırılıyor ve saçılıyorlar etrafa. Beynimin karanlık dehlizlerinden geçip sana gelirken hep o kırıklar batıyor yüreğimin ayaklarına. Ve ben artık kendi kanımla buluyorum dönüş yolumu.


Bugünlerde daha az kanatıyorum yüreğimin ayaklarını, daha az düşünüyorum seni. Ama derimin altında kalmış bazı düşünce kırıkları, bazen basarken üstüne, acıyor. O kadar da doktora gittim, çok derinde olduğu için çıkaramadı hiçbiri. Ben de basmıyorum artık yüreğimle, artık acımasın! Sürgün etmek seni, ihanetse eğer; bak yüzümde taşıyorum o aldatanların utancının kızarıklığını. “Başka çarem yok anla!” Hayır, çare vardı. O kelepçeyi çıkarıp gelebilirdim belki, ama izi kalmaz mıydı? Etime oturmuştu biliyorsun, izleri o kadar derindi ki… İsterdim ki yüzüm ak geleyim sana, yazılmış bir kağıt gibi değil. Olmadı canem, o kadar örselediler ki…
Şimdi sana gelemem, yüreğimin ayakları yaralı.


Ama keşke sen, açsan da gönül gözünü, kanlı izlerimden bulsan beni. Bir tek senin elin mahirdir çıkarmaya yüreğimdeki kırıkları. Ama uzanamaz ki bana.Düşle gerçeği karıştırır oldum. Rüya mıydı, yoksa gerçekten duydum mu sesini? Yüzündeki çizgilere dokundum mu? Bilmiyorum artık.
Ne olur, gel de öğret yolumu!


Kirpiğinin keskin yüzüyle yardım bileklerimi bu gece. Bak! Hala kan damlıyor mürekkebimden…

 Dj SheytaN & L@LeZ@R

20/6/2008

***EtkiLeyici Sözler***

İnsan ya hayrandır sana ya düşman,
ya hiç yokmuşsın gibi unutulursun
Ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan.


Bilirmisin geceler ne kadar uzun gelir bekleyenlere
Hele o beklenenler vazgeçilmezlerdense..


Doğan güneşi bana doğsa, her mutluluk beni bulsa,
Bütün dünya benim olsa sensiz hayat yaşanmıyor


Sen bazen en zifiri karanlık gecemin güneşi,
Sen bazen yaşanacak hayatın cesaret verecek mutluluk yanı,
Sen bazen ve her zaman sevgimin tek nedeni...


Şu an hayatta olmamın çok güzel bir nedeni var,
Bu nedende yüreğimdeki sensin..


Belki dünya için önemli olmayabilirsin ama,
Biri için dünyalar kadar önemlisin.


Ben, seni, gözlerimi kapattığımda değil,
Gözlerimi açtığımda görmek isterim...


Sevdiğinin gözyaşları sahile vurduğu zaman ,
Sahilin atacağı imza SENİ SEVİYORUM olacak bitanem..


Kuyruklu yıldızlar vardır;
Yetmiş yılda bir yaklaşır dünyaya...
İnsan ömrü boyunca ya bir defa görür ya hiç...
Ben gördüm o da sensin Bitanem...


Seni yıldızlara benzetiyorum.
Onlar kadar pırıl pırıl ve yine onlar kadar ışıl ışılsın.
Ama aranızda tek bir fark var,
Onlar bin tane sen bir tanesin.


Ağlasam çizgi çizgi,
Gözyaşlarım sana değilmiş gibi, beklesem,
Zamansız, dünsüz, yarınsız gelmeyişini, Silinmiyor hüzünlerim,
Seni seviyorum...
 

Hafif hafif çiseleyen yağmurda kalırsan;
Saçlarını okşayan her tanede
BENİ HATIRLA !


Bu gece seni düşüneceğim; Ne kadar uzakta olursan ol,
Sevgimi avuçlarıma alıp yıldızlara üfleteceğim ,
Gecenin rengine kucağındır diyerek düşlere dalacağım..


İki Şaşkın yıldız gibi parlayan gözlerine bakıp da, s
enin ruhunu tüm içtenliğiyle görebilenler
anlar ki sen bir ömre bedelsin !!


Ben seni bir nisan yağmurunda,
Ilgıt ılgıt esen rüzgarların gelincikleri okşayıp,
Bir kış günü kar altındaki buğday tanesinin,
Güneşi özlediği gibi seviyorum...


Gözlerimdeki pırıltıyı farkettiğin zaman,
Üşenme sarıl boynuma anlamışımdır mutlaka sevdiğini,
Zaten belli olur gözlerimden hemen,
Alışık değiller öyle parlamaya!


Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak,
Mutluluk ise gözbebeğin kadar yakın olsun,
Umutların gerçek gerçeklerin, mutlulukların sonsuz olsun..


Bugünde yarın da yüreğin kadar yanındayım ,
Kendini yanlız hissettiğinde elini yüreğine koy ben hep oradayım!!


Gecenin en karanlık ve en derin anında,
Kızıl bir ay karşımda karanlığa yükseliyor,
Ve bir yıldız bana göz kırpıyor.
EMİNİM Kİ SENSİN ! !


Senin için ağlarken gözümden düşen yaşlar denize dökülseydi eğer,
Karaya vuran dalgalar "seni seviyorum" yazardı.


İki damla gözyaşı düştü gülüme, sonra kurudu tuzu kaldı geriye,
Denizleri aşıp aşkıma yol aldı bir umutla yeşerip tekrar açacak diye.


Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak..


Yeşile inat ağaç hala yeşermekte,
Geceye inat gün hala ağarmakta,
Ben ise sana inat seni hala sevmekteyim
İnat bu ya seni hep seveceğim..


Aramazdık gece mehtabı yüzün parlarken,
Bir sönük yıldıza benzerdi güneş yanımda sen varken.


Bu gece bir yıldız tut,
Ben bu yıldız kadar uzağında olsam bile,
Sevgim heran yanıbaşında!..


Eğer bir gün o, sevdiğin yağmur insafsızca seni ıslatırsa,
bilki ben sana ağlıyorum.
Eğer bir gün aşkımızın şarkısı kulaklarını tırmalarsa
bilki ben o şarkıyı sana söylüyorum.
Eğer bir gün elinde bir demet gül mezarıma gelirsen
bilki mutluyum mezarımda uyuyorum...


Her martı bir deniz, Her rüya bir uyku,
Her dağ bir duman Her nota bir şarkı bulur ama,
Ben başka " sen " bulamam...


Hep bir yıldız olmanı bekledim.
Gün gelir kayıp bana ulaşırsın diye,
Sonra vazgeçtim,
Yıldız olursan ben ulaşamam diye...
 

Hani sözler varya sözleri anlatır,
Hani sözler varya gözleri ağlatır,
Hani anlar varya değeri geç anlaşılır,
Birde aşk varya seni bana anlatır.


Ay yıldıza mutluluk fısıldarken,
Gökyüzü sevincini yeryüzü ile paylaşırken
Ben sana bir parça mutluluk yolluyorum
İçindeki umut çiçekleri hiç solmasın diye.


Ufukta bir gemi görsem seni taşıyan,
Mavi denize dalardım geriye bakmadan,
Uçsuz bucaksız mavilikte arardım beni,
Ta ki beni sende bulana kadar.


Başını göğsüme yasladığımda tek bir düşmanım vardır;
Geçip giden zaman.


Seni düşünür ,seni özlerim,
Sevgilerin özlemlerin derinliğinde ,
Ne olur kır şeytanın bacağını birkez beni hatırla,
Bir sonbahar serinliğinde.


Kalbimi kırmak suya yazı yazmak kadar zordur,
Kalbimi düzeltmek ise gece doğan güneşe dokunmaya benzer,
Sen o suya yazı yazdın,
Şimdi güneşin doğmasını bekle!


Şimdi daha iyi anlıyorum ki,
Nefes almak değilmiş yaşamak,
Ateşlerde yanmak gibi birşey,
Seni severken sensiz olmak.


Gökyüzü yıldızlarla doluydu, ben seni düşünürken,
Hüzün yıldızları kuydum adlarını, seni hatırlatıyor diye,
Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın.
Göz kırpardın uzaklardan sessizce
Bense hep seni beklerdim, kırık kalbim, yaşlı gözlerimle


Eğer kalmamışsa sağlam bir dal,
İçilecek temiz bir su, sarılacak bir el,
Doğrul yatağından aç pencereni
Güneş doğacaktır birazdan.


Nehirler denizlere karışır dalgalanır,
Fırtına olur durulur kalbimdeki kasırga.
Hiç dinmez benliğin senle eriri bütünleşir,
Ateş yanar küllenir,
Ama sönmeyen bir ateş var o da senin ateşin.


Bu gece pencereni açık bırak,
Bir kuş uçurdum, biraz yorgun biraz ıslak,
Başucuna bir tutam sevgi bırakacak.


Eğer bir gün biri senin için,
İsmini güneşe buzlarla yazabilirse,
Bilki o seni benden daha çok sevmiştir...


Haritaya bakıyorum izin yok,
Kitaplara bakıyorum yüzün yok,
Sözlüklere bakıyorum ismin yok,
Birde dönüp kendime bakıyorum,
Senin benden başka adresin yok.


Yanlızlıksa eğer seni korkutan korkma! ben yanındayım,
Yok eğer yanlız kalmaksa istediğin kork!
Çünkü seni bensiz bırakmıyacağım.


Aşkın oyun olmadığına inanırsan bir gün,
Yoluna yüreğini koyanları unuutma,
Çabalamak sevmene yeterse, seni seven kalpleri kırma.


Beni sana kavuşturacak tek şeyin ölüm olduğunu bilseydim,
Azrailin gelmesini beklemezdim.


Bugünü yaşıyorsam eğer,
Gelecek günlerin seni getireceğine inandığım içindir.


Aşk sevipte ayrı kalmaksa,
Sevgilerin sonu hep ayrılıksa,
Ömürlerin sonu hep böyle karanlıksa
Al dünya bu aşkı, sende kalsın...


Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana
Bir fırça koydum kutuya,
Cennet resmi yapıp içine gir diye,
Düşler serpiştirdim içine,
Düş kurmayı unutma diye.


Hangi ruh duydu seni benim kadar derinden,
Hangi gönülde yandın böyle yangınla sen,
Ya benim gözlerimdi seni bambaşka gören,
Ya başkası bırakıpta geçmiş seni görmeden.


Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara
Senin gözlerinde ışıldayan bir çift yıdız gönderirdim.


Hayatımın hem anlamı hem neşesi oluverdin,
Seni gördüğüm günden beri,
Şarkılarda seni düşündüm,
Gecelerimin parlayan yıldızı oldun..


Bulutlara yükledim özlemimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi,
Yağmurları yağdırdım gözyaşlarımla,
Küçücük melekler gönderdim,
Seni öpmeye gelmediler mi?


Güneşin bile buz tuttuğu bir yerde, eğer ateş görürsen,
Bilki o ateş senin için yanan kalbimdir.


Kağıt önümde kalem elimde,
Duygular kalpte düşünceler yazıda,
Ay gökyüzünde yıldızlar daha ötede,
Tanrı yukarıda kullar aşağıda,
En zoru da canım sen orada ben burada

SheytaN

♥Dj SheytaN♥

DinLemeq İstedigin Sarkının Ustune tıkLa 'Dj SheytaN ft. L@LeZ@R'


♥ Dost SiteLeR ♥
uGuRgS apechee
GeNeL
Sitene EKLE
(¯`»Dost site oLMak iCin kodu Sitenize eKLeyin...«´¯)

d3w1l

----------

..::* ±๔ן_รђєאtคภ!± *::.. '''SESLİ VE KAMERALI CHAT SİTEMİZ''' ACILDI !!! ..: WWW.SESLiGENCLiK.COM :.. BEKLERİZ...!!!

----------

© 2007 DIZAYN(¯`»SheytaN ♥ L@LeZ@R«´¯)

.
*S*!*T*E*Y*E* H*O*S*G*E*L*D*!*N*!*Z* ♣ akıllı olun nan !!!
Get your own Chat Box! Go Large!